İşyeri Kayıt ve Belgeleri İle İlgili İdari Para Cezaları ve Uygulama Sorunları

2
57

90357_7458

Yazar:Osman ÖZBOLAT*

E-Yaklaşım / Haziran 2011 / Sayı: 222

 I- GİRİŞ

5510 Sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu’na(1) göre işverenler, işyeri sahipleri işyerlerine ait kayıt ve belgelerini saklamak ve Sosyal Güvenlik Kurumu’nca istenildiği takdirde ibraz etmek zorundadırlar. Kayıt ve belgeler Kurum tarafından incelenebilmekte ve inceleme sonucunda eksiklik, usulsüzlük ve mutabakatsızlık gibi nedenlerle geçersizlik verilerek idari para cezası uygulanmaktadır.

Biz bu çalışmada kayıt ve belgelere Sosyal Güvenlik Kurumu tarafından hangi hallerde geçersizlik uygulandığına ve idari para cezalarına genel olarak değinerek, uygulamada tartışılan hususlara açıklık getirmeye çalışacağız.

II- KAYIT VE BELGELERİN GEÇERSİZLİK HALLERİ VE UYGULANAN İDARİ PARA CEZALARI

TTK esnafa ticari defter tutma zorunluluğu getirmemiştir. Vergi Usul Kanunu ise defter tutma bakımından esas itibariyle zorunlu sistemi kabul etmiştir. VUK’da tutulması zorunluluğu getirilen bu defterler ismen belirtilmiş ve defter kaydına ilişkin şekil ve esaslar ayrıca gösterilmiştir. Sosyal güvenlik mevzuatında da işverenlerin tamamına -hatta evinde sürekli olarak hizmetli çalıştıranlar dahi- kayıt tutma zorunluluğu getirilmiş, defter tutmak bakımından ise diğer kanunlara atıf yapılmıştır(2).

28.08.2008 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanan Sosyal Sigorta İşlemleri Yönetmeliği’nin 111. maddesinde “Belgenin Dayanağı”başlığı altında geçersizlik durumları açıkça anlatılmaktaydı. Ancak 12.05.2010 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanan Sosyal Sigorta İşlemleri Yönetmeliği’nde geçersizlik durumları eski yönetmeliğe nazaran detaylı bir şekilde anlatılmamıştır. 12.05.2010 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanan Sosyal Sigorta İşlemleri Yönetmeliği, Kanun’un 102. maddesinin birinci fıkrasının (e) bendinin (4) numaralı alt bendine atıf yaparak defterlerin geçerli sayılmayacağı durumları belirtmiştir.

Öncelikle bilinmesi gereken husus “geçersizlik hallerinde uygulanacak olan idari para cezası, tutmakla yükümlü bulunulan defter ve belgelerin ibraz edilmemesi nedeniyle verilmesi gereken ceza tutarını aşmamalıdır.”Ayrıca süresinde ibraz edilmeyen defter ve belgelere sadece kayıtları ibraz etmeme cezası uygulanmaktadır. Bu tip durumlarda tespit edilen eksiklikler için ayrı ayrı kayıt geçersizliği uygulanmamaktadır. Bu iki husus çerçevesinde 5510 sayılı Kanun’un 102. maddesinin birinci fıkrasının (e) bendinin (4) numaralı alt bendinde;

– Kanunî tasdik süresi geçtikten sonra tasdik ettirilmiş olan defterlerin tasdik tarihinden önceki kısmı,

– İşçilikle ilgili giderlerin işlenmemiş olduğu tespit edilen defterler,

– Sigorta primleri hesabına esas tutulan kazançların kesin olarak tespitine imkân vermeyecek şekilde usûlsüz veya noksan tutulmuş defterler,

– Kullanılmaya başlanmadan önce tasdik ettirilmesi zorunlu olduğu halde tasdiksiz tutulmuş olan defterler.

İşverenler, diğer kanunlara (VUK, Dernekler Kanunu, Kat Mülkiyeti Kanunu vb.) göre tasdik ettirmeleri gereken defterleri tasdiksiz kullanmaları durumunda, kayıtları geçersiz sayılacaktır. İlgili kanuna göre tasdike tabi olmayan defterler için tasdik şerhinin aranmayacağı kuşkusuzdur(3).

– Vergi Usul Kanunu gereğince bilanço esasına göre defter tutulması gerekirken işletme hesabı esasına göre tutulmuş defterler geçerli sayılmaz

– Diğer kanunlara göre tutulması gereken ve tasdike tabi olan defterlerin geç tasdik ettirilmesi durumunda tasdik tarihine kadar olan kısmı geçersiz sayılacaktır. Tasdik tarihinden sonraki sürenin ise tasdik yönünden geçerli kabul edilmesi gerekmektedir(4).

– Herhangi bir ay için sigorta primleri hesabına esas tutulması gereken kazançların ve kazançlarla ilgili ödemelerin (sigorta primine esas kazancın ödemeye bağlı olduğu durumlar dahil) o ayın dahil bulunduğu hesap dönemine ait defterlere işlenmemiş olması halinde, o aya ait defter kayıtları geçerli sayılmaz ve bu geçersizlik hallerinin gerçekleştiği her bir takvim ayı için, aylık asgari ücretin yarısı tutarında idari para cezası uygulanır.

Sosyal Sigorta İşlemleri Yönetmeliği’nde(5) geçersizlik hallerinden diğerleri sayılmıştır. Buna göre;

– Gerçek ve fiilî çalışmaya dayanmadığı hâlde, kayıt ve belgelerde ücret tahakkuk veya ödemesi bulunan aylara,

– Kanun’un 85. maddesinin birinci fıkrasında getirilen hükümler doğrultusunda yapılan inceleme sonucunda, işin yürütümü için gerekli olan sigorta primine esas kazanç tutarının Kuruma noksan bildirilmesi dolayısıyla re’sen tahakkuk yapılan ay veya aylara,

– Durum tespiti, kamu kurum ve kuruluşları ile 5411 sayılı Kanun kapsamındaki kuruluşlardan alınan bilgi ve belgelerden çalıştığı tespit edilen sigortalıların kaydedilmemiş ücret tediye bordrolarının ait olduğu ay veya aylara,

– Kamu idareleri ile 5411 sayılı Kanun kapsamındaki kuruluşlardan alınan kayıtlardan tespit edilen ücretin altında ücret tahakkuklarının bulunduğu aylara,

– Tasdikli sayfalarının dolması üzerine, yeni defter tasdiki yerine, belgeli bilgilerin yazım sayfaları kalmayan defterin tasdiksiz sayfalarına kaydedilen ay veya aylara, ilişkin defter kayıtları geçerli sayılmaz. Kullanılmaya başlanmadan önce tasdik ettirilmesi zorunlu olduğu hâlde tasdiksiz tutulmuş olan defterler hakkında defter ve belgelerin ibraz edilmemesine ilişkin hükümler uygulanır.

Örnek:İhaleli bir iş yapan ve bu işte çalıştırdığı işçilerin ücretlerini deftere işlemeyen veya söz konusu kazançların tespitine imkan vermeyecek şekilde usulsüz ve noksan tutan veya Kuruma bildirilen kazançlarla ücret bordrosu veyahut defterlere işlenen kazançlar arasında mutabakatsızlığın olması durumunda defter ve belgelere geçersizlik uygulanmaktadır.

Uygulamada sıkça tartışılan bir husus da kayıt ve belgegeçersizliklerinin nasıl ve ne şekilde uygulanacağıdır. Bu hususu bir örnekle açıklayacak olursak; ABC işletmesine ait kayıt ve belgeleri inceleyen denetim görevlisinin tespit ettiği hususlar Tablo-1’de gösterilmiştir.

Tablo-1: ABC İşletmesi Kayıt İnceleme Tutanağı

İlgili Olduğu

Ücret Ödeme Bordrolarından Tespit Edilen Ücret

Kuruma Bildirilmesi Gereken SPEK(6) Tutarı

Kuruma Bildirilen SPEK Tutarı

Deftere İşlenenTutar

Toplam

Yıl

Ay

Prim Ödeme Gün Sayısı

Sigortalı Sayısı 

2009

1

36572,82

35074,55

33951,34

36572,82

420

14

Yukarıdaki tabloya göre 2009/1. ayda ücret ödeme bordrosunda tespit edilen ve Kuruma bildirilmesi gereken matrahın (35.074,55 TL) hesaplanan miktar üzerinden bildirilmediği, Kuruma 33.951,34 TL bildirimin yapıldığı tespit edilmiştir. Aradaki fark tutarın (1.123,21 TL) nasıl oluştuğu araştırılıp örneğimize göre “sadece” ücret bordrosuna geçersizlik vererek ilgili dönemin matrahına ek olarak fark prim tutarının (1.123,21 TL) istenilmesi gerekmektedir. Ancak benzer durumlarda uygulamada, hem deftere hem de ücret bordrosuna geçersizlik uygulandığı görülmektedir. Bu uygulamanın (hem ücret bordrosuna hem de doğru kayıt yapılmış deftere geçersizlik verilmesi) adaletli bir yaptırım olmadığı kanaatindeyiz. Çünkü geçersizlik, tespitin mevcut olduğu belgeye verilmelidir. Aksi bir uygulamanın hakkaniyet ilkesi ile bağdaşmayacağı açıktır.

Ayrıca bu tip durumlarda işverenin zor durumda bırakılmaması adına söz konusu farklılığın maddi bir hatadan kaynaklanıp kaynaklanmadığı araştırılmalı, böyle bir hata söz konusu ise kayıtlar geçerli sayılmalıdır(7). Çünkü Kurum zararını doğurabilecek nitelikte olduğu aşikâr olan durumlarda geçersizliğin verilmesi, ceza kavramının da amacı açısından önemlidir.

Örnek: XYZ işletmesine ait kayıt incelemesi sonucunda tespit edilen hususlar Tablo-2’de gösterilmiştir.

Tablo-2:XYZ İşletmesi Kayıt İnceleme Tutanağı

İlgili Olduğu

Ücret Ödeme Bordrolarından Tespit Edilen Ücret

Kuruma Bildirilmesi Gereken SPEK Tutarı

Kuruma Bildirilen SPEK Tutarı

Deftere İşlenenTutar

Toplam

Yıl

Ay

Prim Ödeme Gün Sayısı

Sigortalı Sayısı (Emekli+Çalışan)

2008

12

41.127,53

35.947,33

33.947,33

48.124,38

420

14

2008/12. ayda işyeri kayıt inceleme tutanağında Tablo-2’de görüldüğü üzere işyerinin hem ücret bordrosunda, hem Kuruma bildirilen işçilik tutarında hem de yevmiye defterinde ücret miktarlarının mutabakatsız olduğu görülmektedir.

Peki, böyle bir durum karşısında hangi ücret dikkate alınmalıdır?

Öncelikle belirtilmesi gereken husus bu tür durumlarda farklılığın nereden kaynaklandığı araştırılmalıdır. Bordro tanıklarının ifadesinin alınması, bordroda kayıtlı sigortalılardan başka çalışanın olup olmadığı ile ilgili çevre soruşturmasının yapılması, işverene ait başka işyeri veya şubede çalışanlar varsa bunların kayıtlarının global olarak işlenip işlenmediği, çalışanlara ait banka ödemeleri varsa bunların karşılaştırılması gibi hususlar incelenerek farklılık tespit edilmeye çalışılır. Ancak bu incelemeler sonucunda bir bulguya rastlanılmadığında Kurum kaybını önleyecek fark tutarın istenilmesinde hangi ücretin esas alınacağı tartışılmaktadır. www.osmanozbolat.com

Sosyal Sigorta İşlemleri Yönetmeliği’nin(8) 104. maddesinde Belgenin Dayanağı; “İşverenlerin tutmak zorunda oldukları defterlerle dayanağı belgeler, (ücret bordrosu, ücret hesap pusulası vb.) aylık prim ve hizmet belgesinin, aylık fiilî hizmet süresi zammı prim belgesinin, yıllık fiili hizmet süresi zammı prim belgesinin ve yıllık itibari hizmet süresi prim belgesinin dayanağı belgeler niteliğinde sayılır.” şeklinde tanımlanmıştır. Dolayısıyla Yönetmeliğe göre ilk esas alınacak ölçüt işletmenin tuttuğu defter kayıtlarıdır. Çünkü ilgili yönetmelik maddesinde geçen ibareden anlaşılan belgelerin, defterlerin dayanağı olduğu ve ana unsurun defter olduğu hususudur. O zaman yukarıda örnekte kriter alınacak unsur Kuruma bildirilen miktar ile deftere işlenen tutar arasındaki farktır.

IV- ÜCRET TEDİYE BORDROSUNA İLİŞKİN İDARİ PARA CEZASI

İşverenler, Kuruma verdikleri prim belgesinde yazılı olanları doğrulayıcı nitelikte olmak üzere aylık ücret tediye bordrosu düzenlemekle yükümlüdürler. Aksi takdirde Kurum’a bildirilen kazanç tutarı ile ücret bordrosu arasında mutabakatsızlık durumunda idari para cezası söz konusudur. Aylık ücret tediye bordrosunda; Kanun’un 102. maddesinin birinci fıkrasının (e) bendinin beş numaralı alt bendinde sayılan hususların bulunması zorunludur. Bu hususlar;

– İşyerinin sicil numarası,

– Bordronun ilişkin olduğu ay,

– Sigortalının adı, soyadı,

– Sigortalının sosyal güvenlik sicil numarası,

– Ücret ödenen gün sayısı,

– Sigortalının ücreti,

– Ödenen ücret tutarı ve ücretin alındığına dair sigortalının imzasıdır.

Ücretlerin ve diğer ödemelerin makbuz karşılığında veya banka aracılığı ile yapılması hâlinde ücret tediye bordrosunda imza şartı aranmaz. Bordroda veya ücret pusulasında imzası bulunan çalışan o belgede kendisi ile ilgili belirtilen hususları kabul etmiş sayılır. Aksi durumu iddia ettiği takdirde söz konusu hususu eşdeğer belgelerle kanıtlamak zorundadır(9)(10)(11).

Tehlike sınıfları farklı olan işyerlerinde çalışan sigortalıların aylık ücret tediye bordroları işverence ayrı ayrı düzenlenir. Aynı işverene ait iş veya işyerleri ile ilgili defter veya kayıtların müştereken tutulmuş olması ve bu defter veya kayıtların, her iş veya işyeri için ayrı ayrı verilmiş olan aylık prim ve hizmet belgesinde yazılı kazançlar toplamı ile uyumlu olması hâlinde, iş veya işyeri kayıtlarının verilen bu belgelerde yazılı olanları doğrulayıcı nitelikte olduğu kabul edilir. Yani bir işverene ait aynı nitelikteki işyerinin on şubesindeki çalışanların toplamı bir ücret bordrosunda düzenlenmesi durumunda bu şubelere ait bildirilen aylık prim hizmet belgelerindeki toplam kazançlar ile ücret bordrolarındaki toplam kazançların aynı olması durumunda bordrolara geçersizlik verilmez.

Kuruma bildirilen kazançlar ile bordrolardaki kazançlar arasında mutabakatsızlığın olması veya 102. maddesinin birinci fıkrasının (e) bendinin beş numaralı alt bendinde sayılan hususlar yönünden eksiklikler olması durumunda ücret tediye bordroları geçerli sayılmaz ve her bir geçersiz ücret tediye bordrosu için aylık asgari ücretin yarısı tutarında ceza uygulanır.

Uygulamada sıkça düşülen bir hata da burada defter kaydı geçersizliklerinde olduğu gibi “ibraz etmeme cezasını geçmemek kaydıyla” ibaresinin olmamasıdır. Dolayısıyla ücret bordroları geçersiz olan işveren herhangi bir üst sınır olmaksızın her ay için asgari ücretin yarısı tutarında ceza ile karşı karşıya gelmektedir. Bu durum maddenin çok önemli bir eksikliği olup söz konusu ibare ile ilgili olarak bir açıklığın giderilmesi gerekmektedir.

Belirtmeliyiz ki lâfzî yoruma sıkı sıkıya bağlı olanlar, Kanun’un sözleri ile bağlı kalınıp onun dışına çıkmak istememektedirler. Ancak lâfzî yorum XIX. Yüzyılın sonlarından itibaren “gramatik yorum ile yasa koyucunun iradesinin keyfi olarak ortaya konulması yani, düşünmediği şeylerin ona izafi edilmesi” nedeniyle –yani katı şekliyle yetersiz görülmüştür. Dolayısıyla bir normun metni açık dahi olsa lâfzî ile sınırlı kalmayıp onun amacının araştırılması öne çıkmıştır. Çünkü sadece lafza göre verilecek bir karar hukuka aykırı sonuçlar doğurabilecektir(12).

Lâfzî yorum ile hareket ederek ve sadece 5510 sayılı Kanun’un 102. maddesinin 1. fıkrasının (e) bendinin (5) numaralı alt bendi dikkate alınarak ücret bordrosundaki geçersizlik halleri için uygulanacak idari para cezalarında bir sınır olmadığı ileri sürülebilir. Ancak lâfzî yorumun yanı sıra amaca uygunlukta hesaba katıldığında ve (e) bendi bütün olarak değerlendirildiğinde ücret bordrolarında yer alan geçersizlikler için uygulanacak idari para cezalarında her halükarda bir sınır olduğu ve bu üst sınırın defter türü de dikkate alınarak kayıt ibraz etmeme nedeniyle idari para cezası miktarında olduğu açıktır(13). Çünkü işveren iyi niyetli olarak kayıt ve belgelerini ibraz ettiği takdirde ona ibraz etmeme cezasından daha fazla cezanın uygulanması yasanın amacına aykırı olacak ve kayıt inceleme imkânlarının ortadan kalkmasına kadar uzayacaktır.

Örneğin, 3 yıllık dönemi incelenen bir işverenin bilanço hesabına göre defter tutması sonucu kayıtlarını ibraz etmediği takdirde karşılaşacağı idari para cezası asgari ücretin on iki katıdır. Fakat kayıtlarını incelemeye sunan ve ilgili dönemlerde geçersizlik verilen ücret bordrolarından söz konusu işveren kanunun lâfzî yorumuna istinaden on sekiz asgari ücret ceza ödeyecektir. Bu durumda işverenler kayıt ve belge ibraz etmeme cezası daha hafif olduğundan ilgili belgeleri incelemeye sunmaktan kaçınacaktır.

V- SONUÇ

Bu makalede işyeri kayıt ve belgelerine uygulanan geçersizlik halleri ve idari para cezaları hakkında gerekli genel bilgiler verilerek, yasal mevzuat çerçevesinde söz konusu hususlar açıklanmıştır. Bu hususlar çerçevesinde yaşanan uygulama sorunlarına değinilmiştir.

İlgili bölümlerde değindiğimiz uygulamada farklılıklara yol açan tartışmalara örneklerle değinilmiş, söz konusu durumlara açıklık getirilmeye çalışılmıştır. Söz konusu hususlar hem işveren, işyeri sahipleri hem de Kurum için önem teşkil etmektedir. Keza yanlış bir uygulama iki tarafın da zararına sonuçlar doğurabilmektedir. Bu çerçevede bu tür durumlara yer vermemek, uygulamaların herkes için eşit ve hakkaniyet çerçevesinde olması adına bir an önce belirtilen konulara açıklık getirilmesi gerektiği düşüncesindeyiz.


(*) Sosyal Güvenlik Denetmeni

([1]) 16.06.2006 tarih ve 26200 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanmıştır.

([2]) Serdar GÜNAY, “2008 Yılı Öncesi Defter Ve Belgelerin İbrazında Zamanaşımı Süresi Değişti Mi?”, E-Yaklaşım, Kasım 2010, Sayı 215

([3]) SGK, İzl. Değ. Bilg. ve Kont. Daire Başk, Kontrol Memurları Çalışma Usul ve Esasları El Kitabı, Nisan 2009, Ankara s.30

([4]) SGK, İzl. Değ. Bilg. ve Kont. Daire Başk., Kontrol Memurları Çalışma Usul ve Esasları El Kitabı, Nisan 2009, s.29

([5]) 28.08.2008 tarih ve 26981 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanmıştır.

([6]) Sigortalı Aylık Prime Esas Kazancı

([7]) SGK, İzl. Değ. Bilg. ve Kont. Daire Başk, Kontrol Memurları Çalışma Usul ve Esasları El Kitabı, Nisan 2009, Ankaras, s.30

([8]) 12.05.2010 tarih ve 27579 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanmıştır.

([9]) İşe giriş bildirgesi ve bordrolar işçinin işyerindeki çalışmalarının kesintili geçtiğinin karinesidir. Karinenin tersinin ise eşdeğerdeki belgelerle kanıtlanması gerektiği söz götürmez. (Yrg. 21. HD.’nin, 17.03.1997 tarih ve E: 1997/1738, K: 1997/1826 sayılı Kararı)

([10]) Davacı imzası ile ikrar edildiği bordroların sahteliğini veya imzaların kendisine ait olmadığını iddia ve ispat etmiş değildir. Yargıtay'ın bu güne kadar yerleşik uygulamasına göre, yazılı belgelere dayalı belli aylar imza ile ikrar olunmak üzere kabul edilen çalışmaların aksinin kabul edilebilmesi için, bu belgelerde hata, hile veya sahtelik gibi durumların iddia edilip kanıtlanması veya yazılı belgelerin aynı değerde eş belgelerle aksinin ortaya konması gerekir. Dava konusu olayda böyle bir durum saptanmamıştır. (Yrg. 21. HD.’nin, 20.03.1997 tarih ve E: 1997/1995, K: 1997/2025 sayılı Kararı)

([11]) Dosya içerisindeki ücret bordroları incelendiğinde, davacının her ay çalıştığı süre açıkça gösterilmiş ve davacı da bu çalışmaları doğrular biçimde bu bordroları imzalamıştır. İşverence de bu imzalı bordrolarda bildirilen gün sayısının SSK'ya bildirildiği ve primlerinin ödendiği anlaşılmaktadır. Artık davacının imzası ile doğrulanan bu süreler dışında kalan çalışmasının olduğu kabul edilemez. (Yrg. 21. HD.’nin, 11.02.2002 tarih ve E: 2001/9309, K: 2002/891 sayılı Kararı)

([12]) A.N. SÖZER, Hukukta Yöntembilim, Beta Yayınevi, İzmir, s. 51-71

([13]) Erden ÇAKAR, “5510 Sayılı Kanun’a Göre Ücret Bordrolarındaki Geçersizlik Halleri İçin Uygulanacak İdari Para Cezalarında Üst Sınır” E-Yaklaşım, Sayı: 208 (2010).

 

2 YORUMLAR

  1. DİYELİM Kİ 2015 DE 2013 İÇİN EK BİLDİRGE VERDİK ÇIKIŞ TARİHİNİ BİLGİSAYAR SİSTEMİ YANLIŞ YAZMIŞ 3 GÜNLÜK EK BİLDİRGE VERDİK. 20013 DEFTERİ İSTEDİ MÜFETTİŞ NETİCE NE OLACAK. KAYIT GEÇERSİZLİĞİ Mİ KESECEK. DEFTER YAZILMADI HENÜZ BORDRO VE DEFTERİ DEĞİŞTİRMEK Mİ LAZIM CEZA YEMEMEK İÇİN.

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu yazınız!
Lütfen isminizi buraya giriniz