SGK’dan Kurum ve Kuruluşlara Uyarı

 

Son yıllarda Sosyal güvenlik Kurumu tarafından kayıt dışı ekonomi ile etkin mücadele meyvelerini vermeye başladı. 10 yıl önce % 50’nin üzerinde olan kayıt dışı istihdam, bugün % 36 seviyelerine inmiştir. Bunda tabii ki SGK tarafından yapılan bilinçlendirme faaliyetleri, eğitimler, denetim yapısının iyileştirilmesi gibi çalışmalar önemli yer tutmaktadır. Ancak yeterli midir diye soracak olursanız tabii ki hayır… Mevcut % 36’lık oranın da daha ideal seviyelere indirilmesi adına, söz konusu hususlar üzerinde kararlı bir şekilde çalışma yapılması gerekmektedir.

İşte bu çerçevede son olarak Sosyal Güvenlik Kurumu tarafından eğitim kurumları, sağlık kuruluşları, odalar, borsalar gibi meslek kuruluşlarına kayıt dışı istihdam ile ilgili uyarı yazıları gönderilmeye başlandı. Gönderilen bilgilendirme yazılarında sosyal güvenliğin anayasal bir hak olduğu, sosyal güvencesi olmadan çalıştırılan kişilerin kendileri ve ailelerinin sosyal güvenlik sisteminden yararlanamayacakları; hastalık, analık, sakatlık, ölüm ve işsizlik gibi riskler karşısında güvencesiz durumda kaldıkları belirtilmektedir.

Sakın primleri eksik bildirmeyin!

Ayrıca yapılan bilgilendirmede, her sektöre niteliklerine göre özel incelemeler yapıldığı, bu nedenle eksik prim bildirimlerinin Kurumca tespitinin yapılacağı ve tespit edilecek usulsüzlüklere göre geriye dönük primlerin tahsili ile primlere ilişkin gecikme cezası ve gecikme zammı uygulanacağı, yüksek miktarlarda da idari para cezası tahakkuk ettirileceği belirtilmektedir.

Örneğin eğitim kurumlarına ilişkin bilgilendirmelerde, 5580 sayılı Özel Eğitim Kurumları Kanununun 9’uncu maddesinde, “okullarda yöneticilik ve eğitim-öğretim hizmeti yapanlara, kıdemlerine göre (emekliler hariç) dengi resmi okullarda ödenen aylık ile sosyal yardım kapsamındaki ek ödeme tutarlarından az ücret verilemeyeceği” gerekçesi ile Milli Eğitim Bakanlığı’ndan resmi okullarda görev yapan öğretmenlere ilişkin ücret bilgilerinin temin edildiği ve yapılan incelemelerde de bu ücretlerin kriter alındığı, dolayısıyla yapılacak bildirimlerde bu ücret kriterlerine dikkat edilmesi gerektiği vurgulanmaktadır.

Yine sağlık kuruluşlarına da çalıştırılan doktor, ebe, hemşire ve eczacı gibi çalışanların ücretlerinin gerçek ücret düzeyinden bildirilmediği, Sağlık Bakanlığı’ndan çalışanların aldıkları emsal ücret tutarlarının temin edildiği ve bu kişilerin primlerinin bildirimlerinde hassas davranılması gerektiği ifade edilmektedir.

Yapılan bildirimler hukuki midir?

Bu uygulama Sosyal güvenlik Kurumu’nun çalışanların hak ve hukuklarına ilişkin işverenleri bilgilendirme adına, en önemli sorumluluklarından biridir ve olumludur. Olumlu olmasından kasıt, en azından işverenlerin, çalışanlarının haklarına riayet etmeleri gerektiği hakkında bilgilendirme amacı taşımasıdır. Ancak yazılarda ifade edilen “Kurumlardan alınan emsal ücretlerin dikkate alınarak işyerleri ile ilgili işlem yapılacağı” hususu özellikle akademik çevreler ve sosyal taraflarca eleştirilmektedir.

Hatırlarsanız SGK ile Türkiye Mühendisler Mimarlar Odası arasında düzenlenen protokol gereği mühendislerin alacakları emsal ücretler belirlenmiş (2013 yılı için 2700 TL) ve belirlenen bu emsal ücretlerden daha düşük sigorta primlerinin olamayacağı açıklanmış, buna istinaden tartışmalar alevlenmişti. Konunun uzmanları tarafından yapılan değerlendirmelerde,  protokolün sözleşme serbestliğine aykırı olduğu, işverenin İş Kanununa göre asgari ücretten eksik ücretle çalıştırma yapamayacağının esas olduğu ve bunun üst sınırının ise tararlarca tanzim edilmesi gerektiğinin doğru olduğu, SGK tarafından kişilerin belirli bir ücretle çalıştırılmalarının zorunlu kılınmasının hukukla bağdaşmayacağı ifade edilmişti. Kaldı ki konuyla ilgili Yargıtay’ın da, “Türk Tabipler Birliği tarafından belirlenen asgari ücret tarifesinin bağlayıcılığının olmadığına” ilişkin kararı da  buna dayanak olarak gösterilmekteydi.

Tabii ki primlerin düşük bildirilmesi, gerek çalışanları gerekse de devleti çeşitli yönlerden zarara sokmaktadır ve bu durumun bir an önce önüne geçilmesi gerekmektedir. Aslında Sosyal Güvenlik Kurumu tarafından atılan adım önemlidir ancak bu adımdan önce buna dayanak sağlayan yasal mevzuatında (iş hukuku, borçlar hukukunun) düzenlenmesi ve hukuki engellerin ortadan kaldırılması gerekmektedir. Böylelikle yapılan böylesi önemli adımlar tepki ile karşılanmayacak ve ilerde aleyhe sonuçlanabilecek davaların önüne de geçilebilecektir.

SORULAR

Soru: Osman Bey merhaba. Eniştem ile ilgili soru soracaktım size. Eniştem 24.06.2013 günü vefat etti, SGK prim gün sayısı 720 günde 210 günde askerlik borçlanması yatırıp 900 güne tamamlayıp emeklilik şansının doğurması için uğraştık. Ret yazısı verildi sizce yeni yasaya göre askerlik borçlanmasını vefat etse dahi 900 güne tamamlayıp yetim ve de dul maaşı bağlanmaz mı?

01.10.2008 tarihinden sonra ölen kişilerin hak sahiplerine aylık bağlanabilmesi için her türlü borçlanma süreleri hariç 5 yıl sigortalılık süresi ve 900 gün sigorta gününün olması gerekmektedir. 01.10.2008 tarihinden önce vefat eden kişilerin yakınları bu borçlanma sürelerini yapabiliyor ancak yeni yasa ile birlikte bu hak ortadan kaldırıldı. Dolayısıyla SGK bu borçlanma talebinizi kabul etmemektedir. SGK’nın ret durumuna karşın yargı yoluna gidebilirsiniz, bunda bir engel yok.

Soru: Osman bey, 30 yaşımda beri epilepsi hastasıyım, ilaç kullanmama rağmen zaman zaman gelen nöbetleri maalesef yaşıyorum. 6 Sene evvel başlayan nöropati hastalığım da giderek ağırlaştı ve son üç yıldır yazı yazamıyorum ve ellerimi kullanmam, özellikle kavrama ve taşıma amaçlı olarak, son derece zayıfladı. Ayaklarımdaki ağırlaşma da belirginleşti ve yürüme zorluğum artmakta. Cerrahpaşa Hastanesinde tedavi almaktayım. Size sormak istediğim şu; Yeni maluliyet yasasından yararlanabilir miyim ve yararlanırsam maaşım ne olur? Hamit Dara K.

Nörolojik bir durum olan epilepsi rahatsızlığı, maluliyet ile ilgili hastalıklar listesinde bulunmaktadır. Bağlı bulunduğunuz Sosyal Güvenlik Merkezlerine başvurarak hastaneye sevkini isteyebilirsiniz. Eğer 10 yıl 1800 gün sigortalığınız var ise, hastaneden alacağınız en az % 60 oranını da Kurum sağlık kurulu onaylarsa emekli olursunuz. 

Soru: Merhaba Osman Bey; İşten ayrılmadan kıdem tazminatı alabilir miyim? İşten ayrıldığımda da başka bir işte çalışamıyormuşum diye söyleniyor doğru mudur acaba. Şimdiden teşekkür ederim. Çalışmalarınızda başarılar dilerim. Ufuk A.

Kıdem tazminatı için işten ayrılmanız gerekiyor, doğrudur. Ancak bu işten ayrılma ahlak ve iyi niyet kurallarına aykırılık dışında işvereninizin iş akdinizi sonlandırması ile olmalıdır. Bu şekilde işten çıkarıldığınızda tazminatınızı alırsınız ve başka işyerinde çalışabilirsiniz.

İletişim: osmanozpolat@gmail.com

twitter.com/osozbolat

Bir önceki yazımız olan Evde bakım ücretinden nasıl yararlanılır? başlıklı makalemizde aylık, evde bakım ücreti ve muhtaçlara bakım hakkında bilgiler verilmektedir.

Yazar: Osman Özbolat

İş Hukuku ve Sosyal Güvenlik Mevzuatı ile ilgili her türlü sorularınızı ve danışmanlık taleplerinizi İLETİŞİM bölümüne yazarak bize ulaştırabilirsiniz. Şirketinize ait ücretsiz teşvik analizi yaptırmak ve Sgk ve İş-Kur teşviklerinden etkin bir şekilde yararlanmak için de www.insdanismanlik.com adresimizi ziyaret edebilir uzmanlarımızdan görüş ve öneri alabilirsiniz.

Bu yazıyı paylaş

  • facebook-share
  • tweet-it
  • friendfeed
  • plus-it

yorumlar