Ekonomik nedenle iş akdinin feshi

 

İÇTİHAT METNİ

ÖZET :

Somut olayda, ekonomik nedenle iş sözleşmesi feshedildiği iddia edildiğinden davacının işten çıkış tarihine yakın tarihte davacı ve tanık olarak dinlenen davacıyla birlikte işten çıkartılan S… K… ve Ş… K… dışında çıkartılan başka işçi bulunup bulunmadığı, çıkış tarihine yakın tarihte yeni işçi alımı yapılıp yapılmadığı kısaca ekonomik nedenle fesih gerekçesinin gerçeği yansıtıp yansıtmadığı araştırılarak, kötüniyet tazminatı koşullarının gerçekleşip gerçekleşmediği belirlenmeden karar verilmesi hatalıdır.

DAVA :

Davacı, kıdem, ihbar ve kötüniyet tazminatı ile yıllık ücretli izin alacaklarının ödetilmesine karar verilmesini istemiştir.

Yerel mahkeme, isteği kısmen hüküm altına almıştır.

Hüküm süresi içinde davalı tarafından temyiz edilmiş olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi E.Sevgi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:

KARAR :

A) Davacı İsteminin Özeti:

Davacı, kendisiyle birlikte diğer iki bayanın doğum yaptıktan sonra süt iznini işverenin sorun yaptığını, kadın olmaları nedeniyle iş sözleşmelerinin kötüniyetli olarak işverence haksız feshedildiğini ileri sürerek, kıdem, ihbar ve kötüniyet tazminatları ile yıllık izin ücreti ve fazla çalışma alacaklarını istemiştir.

B) Davalı Cevabının Özeti:

Davalı, davacının fazla çalışma yapmadığını, yıllık izinlerini kullandığını iş sözleşmesinin ekonomik nedenle feshedildiğini savunarak, davanın reddini istemiştir.

C) Yerel Mahkeme Kararının Özeti:

Mahkemece, toplanan kanıtlar ve bilirkişi raporuna dayanılarak, davalının iş sözleşmesini fesihte haksız ve kötüniyetli olduğu gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.

D) Temyiz:

Kararı davalı taraf temyiz etmiştir.

E) Gerekçe:

1- Dosyadaki yazılara toplanan delillerle kararın dayandığı kanuni gerektirici sebeplere göre davalının aşağıdaki bentlerin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde değildir.

2- Uyuşmazlık, taraflar arasındaki ilişkide kötüniyet tazminatının koşullarının oluşup oluşmadığı noktasında toplanmaktadır.

Belirsiz süreli iş sözleşmesinin taraflarca ihbar öneli tanınmak suretiyle ya da ihbar tazminatı ödenerek her zaman feshi mümkün ise de, bu hakkın da her hak gibi Medeni Kanunun 2 nci maddesi uyarınca dürüstlük ve objektif iyiniyet kurallarına uygun biçimde kullanılması gerekir. Aksi takdirde fesih hakkının kötüye kullanılmış olduğundan söz edilir.

Fesih hakkını kötüye kullanan işveren, 4857 sayılı İş Kanununun 17 nci maddesi uyarınca, bildirim sürelerine ait ücretin üç katı tutarında tazminat ödemek zorundadır. Bahsi geçen tazminata uygulamada kötüniyet tazminatı denilmektedir.

Kötüniyet tazminatına hak kazanma koşulları ve tazminat miktarının hesaplanması açısından, 4857 sayılı Yasada önemli değişiklikler öngörülmüştür. Yasanın 17 nci maddesinin altıncı fıkrasının açık hükmü gereğince, iş güvencesi kapsamında olan işçiler yönünden kötüniyet tazminatına hak kazanılması mümkün değildir.

1475 sayılı Yasada, "işçinin sendikaya üye olması, şikayete başvurması" gibi sebepler ileri sürülerek iş sözleşmesinin sonlandırılması, kötüniyetin varlığı açısından örnekseme biçiminde sayıldığı halde, 4857 sayılı Yasada genel anlamda fesih hakkının kötüye kullanılmasından söz edilmiştir. Maddenin gerekçesinde de belirtildiği üzere, işçinin işvereni şikayet etmesi, aleyhine dava açması veya tanıklık yapması nedenlerine bağlı fesihlerin kötüniyete dayandığı kabul edilmelidir.

Tazminat miktarının belirlenmesi de Yasa ile açıklığa kavuşturulmuş, "kötüniyet tazminatının" ihbar önellerine ait ücretin üç katı tutarında olacağı belirtilmiş ve ayrıca ihbar tazminatının da ödeneceği hüküm altına alınmıştır.

Yasanın 17 nci maddesinin son fıkrasındaki düzenleme kötüniyet tazminatını da kapsamakta olup, bu tazminatın hesabında da işçiye ücreti dışında sağlanmış para veya para ile ölçülebilir menfaatler dikkate alınmalıdır (Yargıtay 9. HD. 12.6.2008 gün 2007/21422 E, 2008/15336 K).

Somut olayda davacı kendisiyle birlikte iki kadın işçinin doğum sonrası işten çıkartıldığını belirterek kötüniyet tazminatı talep etmiştir, davalı ise davacının ekonomik nedenlerle işten çıkartıldığını savunmuştur.

Yukarıda anlatılan ilkeler ışığında ekonomik nedenle iş sözleşmesi feshedildiği iddia edildiğinden davacının işten çıkış tarihine yakın tarihte davacı ve tanık olarak dinlenen davacıyla birlikte işten çıkartılan S… K… ve Ş… K… dışında çıkartılan başka işçi bulunup bulunmadığı, çıkış tarihine yakın tarihte yeni işçi alımı yapılıp yapılmadığı kısaca ekonomik nedenle fesih gerekçesinin gerçeği yansıtıp yansıtmadığı araştırılarak, kötüniyet tazminatı koşullarının gerçekleşip gerçekleşmediği belirlenmeden karar verilmesi hatalıdır.

3- Davacı dava dilekçesinde fazla çalışma yaptığını belirtmiş fakat miktar belirtmeden fazla çalışma alacağı talebinde bulunmuş, dosya hesap bilirkişisi fazla çalışma alacağı için miktar belirtilmediğinden hesaplama yapmamış, davacı vekili 14.05.2009 tarihli dilekçesiyle fazla çalışma alacağı için 5.000 TL talepte bulunduklarını belirterek bu miktarın harcını yatırıp dava değerini kısmi dava dilekçesindeki taleple birlikte 27.300 TL’ye çıkarmıştır. Davacı vekili ek bilirkişi raporundan sonra 10.05.2010 tarihli ıslah dilekçesiyle dava değerini 4.221,69 TL daha artırmıştır. Davacı vekilinin fazla çalışma alacağı için miktar belirterek talepte bulunduğu 14.05.2009 tarihli dilekçesi harç tamamlayarak dava değerini artırdığından ıslah dilekçesi olarak kabul edilmesi gerekir. Yargılama sırasında bir kez ıslah yapılabileceğinden bu nedenle 10.05.2010 tarihli ikinci ıslah dilekçesinin dikkate alınmaması gerekirken dikkate alınarak hüküm kurulması hatalıdır.

4- Davacı fazla çalışma yaptığını iddia ederek fazla çalışma talebinde bulunmuştur.

Bu konuda kendisiyle birlikte işten çıkartılan Ş… K… ile S… K…’yı ve tanık listesinde bulunmayan D… S…’i dinletmiştir.

Dosya içeriğinden tanıklar S… K… ve Ş… K…’nin aynı davalı tarafından davacıyla birlikte işten çıkartıldığı ve davalıyla aralarında ihtilaf bulunduğu sabittir. Nitekim davacı da aynı mahkemenin 2008/168 Esas numaralı dosyasında tanık olarak sabah 08:00 akşam 17:00 arası çalıştıklarını, 12:00-13:00 arası öğle tatili olduğunu, Cumartesi ve Pazar gününün tatil olduğunu belirtmiştir. Bu çalışma şekline göre fazla çalışma bulunmayacağı tartışmasız olup, davacıyla aralarında menfaat birliği olan ve davalıyla aralarında ihtilaf bulunan davacı tanıklarının beyanlarına itibar edilerek fazla çalışma alacağına hükmedilmesi hatalı olup bozmayı gerektirmiştir.

SONUÇ :

Temyiz olunan kararın, yukarıda yazılı sebepten dolayı BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine 12.04.2012 tarihinde oybirliği ile karar verildi.

T.C.
YARGITAY
Dokuzuncu Hukuk Dairesi

Esas No

: 2010/29603

 

Karar No

: 2012/12606

 

Tarih

: 12.04.2012

 

Bir önceki yazımız olan Sorularınıza Cevaplar... başlıklı makalemizde emeklilik hesaplama, emeklilik sorusu ve malullük sorusu hakkında bilgiler verilmektedir.

Yazar: Osman Özbolat

İş Hukuku ve Sosyal Güvenlik Mevzuatı ile ilgili her türlü sorularınızı ve danışmanlık taleplerinizi İLETİŞİM bölümüne yazarak bize ulaştırabilirsiniz. Şirketinize ait ücretsiz teşvik analizi yaptırmak ve Sgk ve İş-Kur teşviklerinden etkin bir şekilde yararlanmak için de www.insdanismanlik.com adresimizi ziyaret edebilir uzmanlarımızdan görüş ve öneri alabilirsiniz.

Bu yazıyı paylaş

  • facebook-share
  • tweet-it
  • friendfeed
  • plus-it

yorumlar