Banka Kredi Yazısı Maaşa Delil Olmaz

Özellikle kamuda görev yaparken benim de sıkça karşılaştığım bir durumdur. İşçi işverenden alınan ve bankaya verilmek üzere tanzim edilen maaş yazısını, aldığı ücrete delil göstermek için bize sunar ve hak talep ederdi. Ancak uygulamada da görüldüğü üzere işverenler çalışanların kredi çekmekte zorlanmamaları için bazen bu yazılarda ücretlerini iyi niyetle yüksek göstermektedir. Bu durumda şikayetin içeriğinin ne şekilde sonuçlanacağı da denetim elemanları tarafından zorlaşmaktadır. İşte konuyla ilgili olarak Yargıtay güzel bir karar vermiş. 

Buna göre, işçi alacakları hesaplamalarında işverenin aleyhine bir delil olarak karşısına gelen bu durum Yargıtay'ın aldığı kararla biraz değişiyor gibi, zira Yargıtay'ın söz konusu kararından; bankadan kredi alması için işçiye işverence verilen belgede belirtilen ücretin işçilik alacaklarını hesaplamada esas alınmasının yeterli olmadığı, işçinin işyerinde çalıştığı tarihler, meslek unvanı ve fiilen yaptığı işe göre emsal ücretin de dikkate alınarak değerlendirme yapılmasının gerekli olduğu anlaşılmaktadır. Daha açık anlatımla mahkemece Bilirkişi vasıtasıyla banka kredi belgesindeki ücret ile emsal ücretin birlikte değerlendirilmesiyle beraber sonuca gidilmesi gerekmektedir denilmektedir.

 

YARGITAY

Yedinci Hukuk Dairesi 

Esas No : 2016/10318 

Karar No : 2016/13214 

Tarih : 14.06.2016

 

DAVA :

Taraflar arasındaki dava sonucunda verilen hükmün Yargıtayca duruşmalı olarak incelenmesi süresi içinde davalı vekili tarafından istenilmekle, duruşma için tebliğ edilen 14.06.2016 Salı günü belirlenen saatte davalı vekili geldi. Karşı taraftan gelen olmadı. Gelenin huzuru ile duruşmaya başlandı.

Duruşmada hazır bulunan tarafın sözlü açıklamaları dinlendi. Duruşmanın bittiği bildirildi. Dosyadaki belgeler incelendi. Gereği görüşüldü:

KARAR :

1-) Dosyadaki yazılara, hükmün Dairemizce de benimsenmiş bulunan yasal ve hukuksal gerekçeleriyle dayandığı maddi delillere ve özellikle bu delillerin takdirinde bir isabetsizlik görülmemesine göre davalının aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazlarının reddine,

2-) Davacı vekili, müvekkilinin 10 yıl önce davalı firmada çalışmaya başladığını, 08.03.2004 tarihi itibariyle SGK girişinin yapıldığını, işyerinde bölge müdürü olarak çalıştığını, 06.08.2013 tarihinde çekilen ihtarname ile ihbar öneli verilerek iş sözleşmesinin feshedildiğini, 30.09.2011 tarihli yazıda belirtildiği üzere net 2500,00 TL ücret+prim ile çalıştığını, kıdem tazminatı ve yıllık izin ücretinin asgari ücret üzerinden ödenmek istendiğini iddia ederek kıdem tazminatı ve yıllık izin ücretinin hüküm altına alınmasını istemiştir. Davalı vekili, davacının Trabzon Bölge Satış Sorumlusu olarak işe alındığını, işini yapmaması, görev tanımında belirtilen görevleri yerine getirmemesi sebebiyle iş akdinin ihtarname gönderilerek İş Kanununun 17 ve 18. maddeleri doğrultusunda işine son verildiğini, davacının almakta olduğu maaşı üzerinden yapılan hesaplama ile hak ettiği kıdem tazminatının davacının hesabına havale edildiğini, davacının asgari ücretle çalıştığını, davalının Trabzon'da ofisi olmayıp, davacının … bağlı olarak Trabzon'da bağımsız olarak çalıştığını, davacının birkaç gün izin kullanması halinde davalının bundan haberinin bile olamadığını beyanla davanın reddini istemiştir.

Mahkemece, tanık anlatımları, kıdemi, yaptığı iş ve tüm delillere göre davacının net 2500,00 TL ücretle çalıştığı, iş sözleşmesinin kıdem tazminatı ödenmesini gerektirecek şekilde feshedildiği, 89 gün kullanmadığı yıllık izni bulunduğu gerekçesi ile davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.

Davacıya ödenen aylık ücretin miktarı ihtilaflıdır.

Davacı vekili, davacının fesih tarihindeki net ücretinin net 3500,00 TL olduğunu iddia ederken, davalı asgari ücretle çalıştığını savunmuştur. İşyeri çalışanı olmayan davacı tanıkları duyuma dayalı olarak iddiayı doğrulamışlardır. Hükme esas alınan bilirkişi raporunda ise, davacı vekilinin dava dilekçesi ekinde sunduğu davalının kabul etmediği 30.9.2011 tarihli belgedeki net 2500,00 TL'nin ( brütü 3496,94 TL ) o dönemdeki asgari ücrete oranına göre bulunan kat sayı ( 4.177 ) esas alınarak fesih tarihindeki ücretinin brüt 4266,80 TL olduğu kabul edilmiştir. Ancak davalı vekili bu belge içeriğini kabul etmediği gibi, bankadan yüksek miktarda kredi alınması için verilen bu tür belgelere itibar edilmemesi gerektiğini ileri sürmüştür. Sözü edilen belgenin ilgili makama hitaben yazılması bunun kredi alınması için verilen bir belge olduğunu göstermektedir. Bu sebeple öncelikle bu belgenin aslı ilgili bankadan getirtilmelidir. Öte yandan dosya içeriğindeki deliller yeterli olmadığından, davacının meslekte geçirdiği süre, işyerinde çalıştığı tarihler, meslek unvanı ve fiilen yaptığı iş bildirilerek ilgili işçi ve işveren kuruluşlarından emsal ücretin ne olabileceği araştırılmalı ve toplanacak deliller, toplanmış deliller ile birlikte değerlendirilerek bir sonuca gidilmeli; işçilik alacakları da bu ücret esas alınarak hesaplanmalıdır. O halde davalının bu yönü amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve karar bozulmalıdır.

SONUÇ :

Temyiz olunan kararın yukarda yazılı sebeple BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istenmesi halinde davalıya iadesine, Yargıtay duruşmasında kendisini vekille temsil ettiren davalı taraf yararına takdir olunan 1.350,00 TL avukatlık ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, 14.06.2016 tarihinde oybirliği ile karar verildi.

Bir önceki yazımız olan Evli olanlara da ölüm aylığı bağlanır başlıklı makalemizde emeklilik, Engelli ve ölüm aylığı hakkında bilgiler verilmektedir.

Yazar: Osman Özbolat

İş Hukuku ve Sosyal Güvenlik Mevzuatı ile ilgili her türlü sorularınızı ve danışmanlık taleplerinizi İLETİŞİM bölümüne yazarak bize ulaştırabilirsiniz. Şirketinize ait ücretsiz teşvik analizi yaptırmak ve Sgk ve İş-Kur teşviklerinden etkin bir şekilde yararlanmak için de www.insdanismanlik.com adresimizi ziyaret edebilir uzmanlarımızdan görüş ve öneri alabilirsiniz.

Bu yazıyı paylaş

  • facebook-share
  • tweet-it
  • friendfeed
  • plus-it

yorumlar