İstirahatli Sürelerde İş Göremezlik Ödeneği Alınabilir mi?

geçici-iş-görmezlik-ödeneği1- GİRİŞ

Geçici iş göremezlik, sigortalının iş kazası, meslek hastalığı, hastalık ve analık hallerinde Sosyal Güvenlik Kurumunca yetkilendirilen hekim veya sağlık kurulu raporlarında belirtilen istirahat süresince geçici olarak çalışamama halidir[1]. Sosyal Sigorta İşlemleri Yönetmeliği’nin 38’inci maddesinde, sosyal riskin varlığı nedeniyle çalışılamayan bu süreler için sigortalılara yapılan nakdi para yardımına ise geçici iş göremezlik ödeneği adı verilir[2].

Yazımızda, tanımı yapılan ödemenin, mahkeme kararıyla tespiti yapılarak geriye dönük kazanılan hizmetlerin geçtiği dönemde istirahatli olunan süreler için talep edilip edilemeyeceği açıklanacaktır.

2- 5510 SAYILI KANUNDA GEÇİCİ İŞ GÖREMEZLİK ÖDENEĞİ

5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu’nun[3] “Geçici iş göremezlik ödeneği” başlıklı 18’inci maddesine göre; Kurumca yetkilendirilen hekim veya sağlık kurullarından istirahat raporu alınmış olması şartıyla;

– İş kazası veya meslek hastalığı nedeniyle iş göremezliğe uğrayan sigortalıya, prim ödeme gün sayısı aranmaksızın her gün için,

– 5510 sayılı Kanun’un 4’üncü maddenin birinci fıkrasının (a) bendi ile 5’inci madde kapsamındaki sigortalılardan hastalık sigortasına tabi olanların hastalık sebebiyle iş göremezliğe uğraması halinde, iş göremezliğin başladığı tarihten önceki bir yıl içinde en az 90 gün (mülga 506 sayılı Kanun’da 120 gündü) kısa vadeli sigorta primi bildirilmiş olması şartıyla geçici iş göremezliğin üçüncü gününden başlamak üzere her gün için,

– 4’üncü maddenin birinci fıkrasının (a) bendi ile (b) bendinde belirtilen muhtarlar ile aynı bendin (1), (2) ve (4) numaralı alt bentleri kapsamındaki sigortalı kadının analığı halinde, doğumdan önceki bir yıl içinde en az doksan gün kısa vadeli sigorta primi bildirilmiş olması şartıyla, doğumdan önceki ve sonraki sekizer haftalık sürede, çoğul gebelik halinde ise doğumdan önceki sekiz haftalık süreye iki haftalık süre ilâve edilerek çalışmadığı her gün için,

– 4’üncü maddenin birinci fıkrasının (a) bendi ile (b) bendinde belirtilen muhtarlar ile aynı bendin (1), (2) ve (4) numaralı alt bentleri kapsamındaki sigortalı kadının isteği ve hekimin onayı ile doğuma üç hafta kalıncaya kadar çalışılması halinde, doğum sonrası istirahat süresine eklenen süreler için geçici iş göremezlik ödeneği verilmektedir.

Geçici iş göremezlik ödeneği sigortalıya belirli bir süreyle sınırlı olmaksızın sağlık durumuna göre, tedavi ve istirahatin devam ettiği sürece verilir.

Yine anılan Kanunun 4’üncü maddenin birinci fıkrasının (b) bendine göre sigortalı sayılanlara iş kazası veya meslek hastalığı veya analık halinde geçici iş göremezlik ödeneği, genel sağlık sigortası dâhil prim ve prime ilişkin her türlü borçlarının ödenmiş olması şartıyla yatarak tedavi süresince veya yatarak tedavi sonrası bu tedavinin gereği olarak istirahat raporu aldıkları sürede ödenir. Ancak 18’inci maddenin birinci fıkrasının (c) bendine göre doğum öncesi ve doğum sonrası çalışmadığı sürelerde geçici iş göremezlik ödeneğinin ödenebilmesi için yatarak tedavi şartı aranmamaktadır.

3- MAHKEME KARARIYLA TESPİTİ YAPILAN HİZMET DÖNEMİNDE İSTİRAHATLİ OLUNAN SÜRELER İÇİN GEÇİCİ İŞ GÖREMEZLİK ÖDENEĞİ

5510 sayılı Kanunun 86’ıncı maddesi “Prim Belgeleri ve İşyeri Kayıtları” başlığını taşımakta olup dokuzuncu fıkrasında “Aylık prim ve hizmet belgesi işveren tarafından verilmeyen veya çalıştıkları Kurumca tespit edilemeyen sigortalılar, çalıştıklarını hizmetlerinin geçtiği yılın sonundan başlayarak beş yıl içerisinde iş mahkemesine başvurarak, alacakları ilâm ile ispatlayabilirlerse, bunların mahkeme kararında belirtilen aylık kazanç toplamları ile prim ödeme gün sayıları dikkate alınır.” Denilmektedir.

Anılan hükme göre mahkeme ilamı ile tespit, 5510 sayılı Kanunun 4’üncü maddesinin birinci fıkrasının (a) bendine tabi sigortalılarının fiili ve kaydi olarak tespiti yapılamayan çalışmalarını yetkili iş mahkemesinden alacakları ilam ile ispat etmeleridir.  Mahkeme tarafından eski çalışmaların tespit edildiğinden bahsedilebilmesi için aşağıda sıralanan şartların bir arada gerçekleşmesi gerekmektedir. Buna göre;  

– Eski hizmetlerinin saptanmasını isteyen kişi, hizmetlerin geçtiği dönemde sigortalı niteliği taşımalıdır.

– Sigortalının prim belgeleri işveren tarafından Kurum’a verilmemiş olmalıdır.

– 5 yıl içerisinde mahkemeye başvurulmalıdır.

Yönetmelikle tespit edilen belgeleri işveren tarafından verilmeyen veya çalıştıkları Kurum’ca tespit edilemeyen sigortalılar, çalıştıklarını hizmetlerinin geçtiği yılın sonundan başlayarak 5 yıl içerisinde mahkemeye başvurarak işveren ve SGK aleyhine açacakları “hizmet tespiti davası”nda alacakları ilam ile ispatlayabilirlerse, bunların mahkeme kararında belirtilen aylık kazanç toplamları ile prim ödeme gün sayıları nazara alınır[4].

Hizmet tespiti davası sonucu kazanılan hizmetlerin prim ödeme gün sayısı olarak dikkate alınacağını Kanun açıkça ifade etmektedir. Tespiti yapılan hizmet döneminde çalışılmadan, istirahatli olarak geçen sürelerin varlığı halinde söz konusu dönemde kayıt dışı olarak çalıştırıldığı için alınamayan iş göremezlik ödenekleri davacı sigortalılar için ayrı bir hak kaybı manasına gelmektedir. Bu noktada yüksek Yargının vermiş olduğu kararlar konuya ışık tutmaktadır. Bu doğrultuda Yargıtay vermiş olduğu bir kararında[5]  “Davacı sigorta primlerinin yatırılmaması nedeni ile raporlu olduğu dönemde SSK'dan geçici iş göremezlik ödeneği alamamıştır. Davacı 05.11.2003 de onanan hizmet tespiti dosyası nedeniyle 30.04.2000 sonrasında raporlu olduğu dönemin iş göremezlik ödeneğini kurumdan talep edebilir.” Denilmektedir. Dolayısıyla Sosyal Güvenlik Kurumunun, mahkeme kararına istinaden davacı sigortalının hizmetlerini prim ödeme gün sayısı olarak sisteme işlemesinden sonra davacı sigortalı, bahse konu istirahat dönemine dair iş göremezlik ödeneğini Kurumdan talep edebilecektir.

4- SONUÇ

Sonuç olarak, mahkeme kararı ile geriye dönük kazanılan hizmetler nasıl ki; prim ödeme gün sayısı olarak dikkate alınıyorsa; bu prim gün sayılarına bağlı olarak verilen diğer hakların da verilmesi noktasında dikkate alınmalıdır. Zaten, yüksek yargı da bu yönde karar vermiştir. Bu konu da son olarak şu da ifade edilebilir. Söz konusu geriye dönük hizmetlerin mahkeme kararıyla tespit edilmiş olması şart değildir. Kurum tarafında resen yapılan bir denetim sonucunda da tespit edilmiş olabilir. Önemli olan hizmetin tespit şekli değil hizmetlerin prim gün sayısı olarak dikkate alınmasıdır. 

Osman ÖZBOLAT

Yaklaşım Dergisi/2015 Ağustos

[1] Müjdat Şakar, Sosyal Sigortalar Uygulaması, Yenilenmiş 9. Baskı, Beta Yayınevi, İstanbul 2009, s. 225.

[2] 12.05.2010 tarih ve 27579 sayılı Resmi Gazetede yayımlanmıştır.

[3] 16.06.2006 tarih 26200 sayılı Resmi Gazetede yayınlanmıştır.

[4] Müjdat Şakar, “Sigortaya Bildirilmeyen Çalışmalar İçin Hizmet Tespit Davası Açılması”, Yaklaşım Dergisi, 2011-Mart, Sayı:219

[5] Yarg.9.HD., T. 29.06.2006, E. 37878, K. 19109 (Kaynak:www.turkmetal.org.tr., erişim:12.07.2015)

Bir önceki yazımız olan Hizmet Borçlanması Yapılan Tarihin Emekli Aylığına Etkisi başlıklı makalemizde borçlanmanın emekli aylığına etkisi, emeklilik ve hizmet borçlanması hakkında bilgiler verilmektedir.

Yazar: Osman Özbolat

İş Hukuku ve Sosyal Güvenlik Mevzuatı ile ilgili her türlü sorularınızı ve danışmanlık taleplerinizi İLETİŞİM bölümüne yazarak bize ulaştırabilirsiniz. Şirketinize ait ücretsiz teşvik analizi yaptırmak ve Sgk ve İş-Kur teşviklerinden etkin bir şekilde yararlanmak için de www.insdanismanlik.com adresimizi ziyaret edebilir uzmanlarımızdan görüş ve öneri alabilirsiniz.

Bu yazıyı paylaş

  • facebook-share
  • tweet-it
  • friendfeed
  • plus-it

yorumlar