Sakın anlaşmalı Boşanmayın!

 

Bilindiği üzere ölen sigortalıların hak sahiplerine (eş, çocuk, ana ve baba) belirli oranda ölüm aylığı bağlanmaktadır. Bu aylık ölen sigortalının dul eşine % 50, çocuklarına ise % 25 oranında bağlanmaktadır. Ancak ölen sigortalının eşine, aylık bağlanmış çocuğu yoksa ve herhangi bir çalışması da bulunmuyorsa (tutuklu veya hükümlü olup cezaevinde çalışan, çıraklık statüsünde çalışan, lise ve yükseköğrenim kurumlarında stajyer olarak çalışan ve üniversitelerde kısmi zamanlı olarak çalışanlar hariç) ve kendi çalışması nedeniyle gelir ve aylık bağlanmamışsa ölen eşin aylığının % 75’i bağlanır.

Ölen sigortalının geride kalan çocuklarına da aylık bağlanması için gerekli şartlar;

-Herhangi bir çalışması bulunmayan (tutuklu veya hükümlü olup cezaevinde çalışan, çıraklık statüsünde çalışan, lise ve yükseköğretim kurumlarında stajyer olarak çalışan ve üniversitelerde kısmi zamanlı olarak çalışanlar hariç),

– Kendi çalışması nedeniyle gelir ve aylık bağlanmış olmayan,

– 18 yaşını, lise ve dengi öğrenim görmesi halinde 20 yaşını, yükseköğrenim yapması halinde 25 yaşını doldurmayan,

– Kurum Sağlık Kurulu kararı ile çalışma gücünü en az % 60 oranında yitirip malûl olan,

– Yaşları ne olursa olsun evli olmayan, evli olmakla beraber sonradan boşanan veya dul kalan kız çocuklarına aylık bağlanmaktadır.

Eş ve çocuklardan artan hisse kaldığı takdirde, geliri asgari ücretin net tutarından az olan ve diğer çocuklarından bağlanan gelir/aylık hariç başka gelir veya aylık almayan ölen sigortalının ana ve babasına da aylık bağlanır. Ancak sigortalının ana ve babasının 65 yaşından büyük olması durumunda artan hisse tutarına bakılmaksızın belirtilen hususların mevcut olması durumunda aylık bağlanır.

Anlaşmalı Boşanma

Son yıllarda sık sık medyada yer bulan bir hususta anlaşmalı boşanma durumudur. Evli olan çiftlerden kız çocuğunun vefat eden anne veya babasının bulunması durumunda, çiftler resmi olarak boşanarak ölen sigortalının aylığını almaktadırlar. Bu durumda gayri resmi bir şekilde yine fiilen birlikte yaşayan çiftler, devletin sosyal politika gereği ihtiyaç sahibi kişilere verdiği bu aylığı haksız bir şekilde almaktadırlar.

5510 sayılı Kanuna göre “eşinden boşandığı halde, boşandığı eşiyle fiilen birlikte yaşadığı belirlenen eş ve çocukların, bağlanmış olan gelir ve aylıklarının” kesileceği ve kanuni faizi ile birlikte tahsil edileceği belirtilmiştir. Burada belirtilmesi gereken en önemli husus “fiilen birlikteliğin tespiti” hususudur. SGK tarafından yapılan bu incelemelerin tamamını Sosyal Güvenlik Denetmenleri tarafından yapılmaktadır. Denetmenlerce yürütülen teftişlerde söz konusu durumla ilgili ilgili tespit çok güç olmaktadır. Yani özel hayatın gizliliği ilkesi gereği bir kişinin aynı hanede kimle birlikte olduğunun ortaya konulmasında zorluklar yaşanmaktadır. Ayrıca yüksek yargıda bu kapsamda birçok incelemeyi yeterli tespit olmadığı gerekçesiyle iptal etmektedir. Ancak işin ilginç tarafı tespitlerin yeterli yapılması da mümkün değildir. Keza incelemeyi yürüten Denetmenler devletin inceleme, teftiş görevlisi olup istihbarat elemanı değillerdir.

İkinci bir hususta “boşandığı eşiyle birlikte” yaşamak durumudur. Yani, boşanan bayan başka biriyle nikâhsız yaşıyorsa aylığı kesilmemekte, boşandığı eşiyle yaşarsa aylığı kesilmektedir. Bu durumda çelişki arz eden bir durumdur. Çünkü insanın aklına “boşanılan erkeğin suçu ne?” sorusu geliyor. Tabi ki düzenlemeyi yaparken “hiçbir şekilde, kimseyle birlikte yaşamamak” diye kanunlaştırmakta mümkün değildi. Ama bu konu öylesine önemli bir durum ki, mevcut düzenleme ile ülkemizde “aile birliği” ilkesini sarsılmakta, nikâhsız birliktelikler de çığ gibi büyümektedir.

Son 5 yılda 13,000’den fazla anlaşmalı boşanmanın tespit edildiği ve haklarında yasal işlem başlatıldığı göz önüne alındığında durumun vahameti aslında kendini ortaya koymaktadır. Dolayısıyla bu konunun ivedilikle çözüme kavuşturulmasını düşünüyoruz. Çözüm ise sadece 5510 sayılı yasa ile değil, Türk Ceza Kanunu, Medeni Kanun ve Borçlar Kanunu çerçevesinde paralel bir düzenleme ile söz konusudur.

Osman ÖZBOLAT

twitter.com/osozbolat

 

Bir önceki yazımız olan Bağ-Kurluların yükümlülükleri başlıklı makalemizde 4/b, bağ-Kur ve Bağ-Kurluların yükümlülükleri hakkında bilgiler verilmektedir.

Yazar: Osman Özbolat

İş Hukuku ve Sosyal Güvenlik Mevzuatı ile ilgili her türlü sorularınızı ve danışmanlık taleplerinizi İLETİŞİM bölümüne yazarak bize ulaştırabilirsiniz. Şirketinize ait ücretsiz teşvik analizi yaptırmak ve Sgk ve İş-Kur teşviklerinden etkin bir şekilde yararlanmak için de www.insdanismanlik.com adresimizi ziyaret edebilir uzmanlarımızdan görüş ve öneri alabilirsiniz.

Bu yazıyı paylaş

  • facebook-share
  • tweet-it
  • friendfeed
  • plus-it

yorumlar