Devletin kara deliği: özel güvenlik sektörü

özel güvenlikÖzel güvenlik sektörü, genellikle bir özel devlet kurumuna, güvenlik şirketine, bankaya veya işletmeye bağlı olarak çalışan, ülkemizde de 2004 yılında yayınlanan 5188 sayılı Türk Özel Güvenlik Hizmetlerine Dair Kanun doğrultusunda hizmeti vermektedir. Sektörün istihdam ihtiyacı ve piyasadaki mevcut arz/talep doğrultusunda birçok firma kurulmuş, binlerce insan da güvenlik görevlisi olarak görev yapmaktadır. Ancak gelin görün ki bu sektör devlet açısından (özellikle SGK ve Maliye) tam bir kayıt dışılık sektörü haline gelmiş ve gün geçtikçe de bu durum artmaktadır. Bu yazımızda söz konusu sektöre ve sektörde yaşanan sıkıntılara değinerek devlet tarafından acil olarak alınması gereken tedbirlere değineceğiz.

Özel güvenlik hizmeti almak isteyen işverenler valilik komisyonlarına başvuru yapmakla mükellef olmasına karşın, denetime takılmak istemeyen ve almakta olacağı hizmetin karşılığını düşük tutmaya çalışan işverenler ise valilik komisyonuna başvuru yapmıyorlar, özel güvenlik adı altında kimliksiz personel taşeronluğu yapan firmalardan hizmet almayı tercih ediyorlar. Yasal yollardan bu hizmeti alan veya veren tüzel kişilikler ciddi cezalar ve yaptırımlar ile özel güvenlik faaliyetini yürütmeye çalışıyorlar ancak yasal çalışma düzenine geçmemiş komşu tesisler ise denetimsiz ve cezasız hayatlarına devam etmektedirler.

Türkiye’de binlerce özel güvenlik şirketi mevcut…

İş Kanunu, 5188 Özel Güvenlik Hizmetlerine Dair Kanun, 6331 İş sağlığı ve Güvenliği Kanunu, SGK mevzuatları, vergi mevzuatları, bilanço ve bütçe gibi konulardan oldukça uzak olan kişiler, 21.000 TL harç parası ile tüzel özel güvenlik kişiliği olmaya hak kazanıyorlar. Türkiye şartlarında minimum yasal kişi başı ücret skalasının altında ihale kazanan şirketlerin işi nasıl döndüreceği aslında herkesin malumu. Böylesi durumlarda da çalıştırılan personelin hak edişini asgari ücret üzerinden göstererek, geri kalanı elden ödenmektedir.

Olması gereken sayı yerine eksik çalışıp tam fatura kesilmektedir. Çeşitli kanunsuz bahaneler ile personelden ücret kesintileri yapılmaktadır.

Nasıl mı? Çok basit!

Normalde alınan projede üç kişi çalıştırılacak iken sözleşme devlete tek kişi olarak bildirilmekte ve hizmeti alan kurumlar ile kaçırılan vergi göz göre göre pay edilmektedir. Hizmeti alan asıl işveren konumundaki kişi veya kurumlar, bu firmalara prim verdiği sürece hem devlet, hem güvenlik personeli hem de işini yasal çerçevede doğru yapmaya çalışan ve haksız rekabete maruz kalan diğer güvenlik şirketleri kaybetmektedir. Yani doğru olan dokuz köyden kovulmakta, dürüst olan iş yapamaz hale gelmektedir.

Sektörde ciddi bir arz talep dengesizliği mevcut…

Giderek artan istihdam gücüne karşı, özel güvenlik ihtiyacını giderecek personel başvuruları yetersiz kalmakla beraber, özel güvenlik kimlik kartına sahip personellerde de ciddi bir kalite düşüklüğü olduğu gözlemlenmektedir. Resmi olmayan verilere göre; Türkiye de ihtiyaç duyulan özel güvenlik personel ihtiyacı 1 milyonu aşmış olmakla beraber, özel güvenlik kimliğini aktif olarak değerlendiren kişi sayısı henüz 300.000’lerde. Bu nedenle, özel güvenlik kimlik kartına sahip olan kişiler neredeyse altın değerinde, hatta o kadar değerli ki, mülakata alınmadan doğrudan işe kabul edilmekte, önceki şirketten ayrılma sebepleri irdelenmemekte ve neredeyse mühendis maaşları ile işe davet edilmekteler.

Özel güvenlik şirketlerinin üye olduğu dernek ve federasyonlar olmasına rağmen, şirketlerin çok oluşu, haksız rekabet şartları nedeni ile bütünlük sağlanamamış durumda. Bu nedenle, hırsızlık suçundan yakalanan ve iş akdi sona erdirilen personel aynı gün başka bir şirkette daha iyi maaş imkanları iş başı yapabilmektedir.

Söz konusu sektöre yönelik olarak vergi kayıplarının engellenmesi, kayıt dışı istihdamın önüne geçilmesi, yasal çalışmayan şirketlerin cezalandırılabilmesi, çalışan personeller arasındaki ciddi hak ediş uçurumlarının kapanması için; devlet kurumlarının ortak portaldan veri paylaşımı ve kontrolü yapması sağlanmalı, İçişleri Bakanlığı, ÇSGB ve Maliye Bakanlığı gibi kurumların tüm bilgileri eksiksiz olarak paylaşması, değerlendirmesi, denetimleri aralıksız sürdürmesi gerekmektedir.

Ayrıca;

Hizmet sektörünü ülkemizin en çok işçi istihdamı yapan sektörü olmakla beraber, denetim ve bilgi paylaşımı eksikliği nedeniyle en çok kaybın yaşandığı sektör ve iş davalarının en çok yaşandığı sektör olarak da değerlendirdiğimizde aşağıdaki başlıkların dikkatle incelenmesi ve bir an önce tedbir alınması gerekmektedir.

– Özel güvenlik personelinin işten ayrılma verileri toplanmalı ve yıl içinde söz konusu personelin birden çok şirkette çalışmasının önüne geçilmesi için bu veriler değerlendirilmelidir.

– Haksız rekabetin önlenmesi ve özel güvenlik işini yapan şirketler ve çalışanlarının haklarının korunabilmesi, vergi kayıplarının önlenmesi, SGK mevzuatlarına uygun çalışma ortamının sağlanması için devlet tarafından asgari kişi başı fatura bedeli (bordro izahatlı) belirlenmeli ve buna göre denetimler yapılmalı.

– Yapılacak olan denetimlerde, ilgili kurumların ortak çalışma yürütmesi ve kurumlar arası bilgi paylaşımının kesintisiz yapılması hayati derecede önem arz etmektedir.

– İstihdam açığının çok yüksek olduğu sektörde, özel güvenlik personeli ihtiyacının karşılanabilmesi için teşvik çalışmaları yapılmalı ve ilgili yasa buna göre tekrar ele alınmalıdır.

– İşten ayrılan personelin neden ayrıldığı en ince ayrıntısına kadar sorgulanmalı, kanuna aykırı uygulama yapan işverenler ve hizmeti alanlar cezalandırılmalıdır. Özel güvenlik uygulamalarına aykırı hareket eden, yüz kızartıcı suç işleyen, emniyeti suiistimal eden, daha fazla ücret için sürekli yer değiştiren işçiler için de ağır yaptırımlar getirilmelidir. Örnek olarak; işten ayrılan personelin başka bir şirkette özel güvenlik personeli olarak çalışması için 3 aylık bekleme süresi yaptırımı getirilmesi gibi radikal tedbirler geliştirilebilir. Bu sayede, SGK, İŞKUR ve benzeri kurumlardaki işlem hacmi düşürülmüş ve artan maliyetlerin önüne geçilebilmiş olacaktır.

– Sosyal Güvenlik Kurumu’na ve Maliye’ye ödemesi gereken primleri yatırmaktan imtina eden tüzel kişilikler istisnasız cezalandırılmalı, faaliyetleri durdurulmalıdır. Başka bir unvan adı altında veya ortak olarak veya başka birisinin üzerinden şirket açarak faaliyetine devam etmek isteyenlerin iyi incelenmesi, irdelenmesi ve bu süreçlerin önüne geçilmesi için yeni zorunlulukların oluşturulması gerekmektedir.

İletişim: www.osmanozbolat.com

twitter.com/osozbolat

Bir önceki yazımız olan 1 Mayıs gerçekten bayram mı? başlıklı makalemizde 1 mayıs, çocuk işçi sayısı 2014 ve denetlenen işyeri sayısı 2014 hakkında bilgiler verilmektedir.

Yazar: Osman Özbolat

İş Hukuku ve Sosyal Güvenlik Mevzuatı ile ilgili her türlü sorularınızı ve danışmanlık taleplerinizi İLETİŞİM bölümüne yazarak bize ulaştırabilirsiniz. Şirketinize ait ücretsiz teşvik analizi yaptırmak ve Sgk ve İş-Kur teşviklerinden etkin bir şekilde yararlanmak için de www.insdanismanlik.com adresimizi ziyaret edebilir uzmanlarımızdan görüş ve öneri alabilirsiniz.

Bu yazıyı paylaş

  • facebook-share
  • tweet-it
  • friendfeed
  • plus-it

yorumlar